Tarihi binalar, sadece taş, tuğla veya ahşaptan ibaret soğuk yapılar değildir. Onlar, geçmişin ruhunu günümüze taşıyan en güçlü kanıtlar, yaşanmışlıkların sessiz şahitleridir. İstanbul Anadolu Yakası gibi, her köşesinde bir imparatorluk izi, bir köşk zarafeti veya bir yalı ihtişamı barındıran özel bir bölgede, bu yapıların korunması büyük bir sorumluluktur. Pakline Temizlik olarak, bu kadim binaların tarihlerine ve özgün dokularına en ufak bir zarar vermeden temizlenmesini sağlayan, bölgedeki öncü firmayız. Bizim için bu süreç sadece bir temizlik operasyonu değil, kutsal bir "emaneti koruma" görevidir.
Pakline Temizlik olarak 12 yıllık saha tecrübemizle tarihi binaların ne kadar hassas olduğunun bilincindeyiz. Bu nadide eserlerin ruhuna, kimliğine ve fiziksel dokusuna zarar vermeden; onları yılların biriktirdiği tozdan, korozyondan ve zamanın o yıpratıcı etkilerinden özenle arındırıyoruz. Tarihi bina temizliği, bizim vizyonumuzda uzmanlık, doğru teknoloji ve sanata duyulan derin saygının kusursuz bir birleşimidir.
Pek çok kişi tarihi yapıların taş ve mermerden yapıldığı için çok dayanıklı olduğunu düşünür. Oysa durum tam tersidir.
Tarihi binaların yüzeylerinde kullanılan küfeki taşı, mermer, horasan harcı veya asırlık ahşaplar, sağlam görünseler de aslında son derece gözenekli ve hassas bir yapıya sahiptir. Bu yüzeylere bilinçsizce uygulanan yanlış bir kimyasal veya yüksek basınçlı su, yapıda geri dönüşü imkansız hasarlar bırakabilir. Taşın içine işleyen su, donma-çözülme döngüsüyle taşı içeriden patlatabilir ya da kimyasallar taşın mineral yapısını bozabilir.
Her taşın, her harç tipinin ve her ahşabın yaşına göre farklı bir karakteri vardır. Pakline personeli, binaya girdiği an bir laboratuvar titizliğiyle yüzeyin türünü tespit etmeden hiçbir işleme başlamaz. Taşın cinsine (sertlik, emicilik durumu) göre temizlik protokolü belirlenir.
Piyasada yaygın olarak kullanılan sert temizleyiciler ve asidik kimyasallar, taşın dış yüzeyindeki koruyucu doğal tabakayı (patina) yok eder. Bu tabaka gittiğinde bina, dış etkenlere karşı savunmasız kalır ve çok daha hızlı aşınmaya başlar. Pakline olarak biz, binanın ömrünü kısaltan değil, uzatan doğru kimyasal ve doğal malzeme kullanımını garanti ediyoruz.
Tarihi binalar genellikle ya SİT alanında ya da anıt eser olarak koruma altındadır. Bu binalarda yapılacak her türlü işlem, Kültür Varlıklarını Koruma Kurulları'nın belirlediği standartlara uygun olmalıdır. Pakline olarak bu hukuki hassasiyetin ve üzerimizdeki yasal sorumlulukların bilincinde olarak çalışıyoruz.
Tarihi dokuyu korumak için dünyada kabul görmüş olan "müdahale etmeden temizleme" yöntemini uyguluyoruz. Amacımız binayı "yeni" gibi yapmak değil, orijinal dokusunu kirden kurtarıp nefes almasını sağlamaktır.
Taş yüzeylerde yıllar içinde oluşan karbon birikintisi, is ve hava kirliliği lekelerini temizlemek için çok düşük basınçlı mikro kumlama tekniğini kullanıyoruz. Yüzeye zarar vermeyen özel kum karışımları ile taşın dokusunu zedelemeden sadece dıştaki kir tabakasını nazikçe soyuyoruz.
Yüksek ısı ve kontrollü düşük basınçlı buhar, yüzeydeki mantar, yosun ve mikroorganizmalardan kurtulmak için en ideal yoldur. Hiçbir kimyasal kullanmadan derinlemesine hijyen sağlayan bu yöntem, taşın gözeneklerini açarak binanın "nefes almasına" olanak tanır.
Yüzey çok hassas veya değerli kalem işleri ile bezeli ise, sadece saf su ve yumuşak uçlu ipek fırçalar ile el işçiliği yapıyoruz. Bu, sektördeki en zor ve en sabır isteyen yöntemdir; ancak bir eserin korunması söz konusuysa Pakline ekibi bu sabrı sonuna kadar gösterir.
Tarihi binaların yapısına göre temizlenecek alanları uzmanlık dallarına ayırıyoruz:
Zamanla oluşan "kara kabuk" tabakası taşın nefes almasını engeller ve taşın içten içe çürümesine neden olan bir nem hapsetme süreci başlatır.
Özellikle İstanbul Anadolu Yakası'ndaki tarihi köşklerde bulunan ahşap işçilikler (kündekari, oyma, tavan göbekleri) özel bir uzmanlık ister.
Tarihi binalardaki kalem işleri, varaklar ve hat yazıları gibi alanlarda adeta bir restorasyon disiplini ile hareket ediyoruz. Toz alma işlemleri, statik elektrik oluşturmayan özel vakumlar ve ipek fırçalarla, sanat eserine dokunmadan gerçekleştirilir.
Tarihi bir binayı bir kez temizleyip bırakmak, onun kaderine terk edilmesi demektir. Pakline olarak önerimiz, altı aylık periyotlar halinde yapılan koruyucu temizlik bakımlarıdır.
İstanbul Anadolu Yakası'nın sokaklarını, yalılarını ve tarihi binalarını avucumuzun içi gibi biliyoruz. Bizi diğerlerinden ayıran farklar şunlardır:
12 yıldır Anadolu Yakası'nda profesyonel temizlik işi yapıyoruz. Bölgedeki köşklerden tarihi apartmanlara kadar her tür yapıda uzmanlaştık. Tecrübemiz sayesinde iş süreçlerini optimize ediyor, böylece bu kadar hassas bir işi uygun fiyatlı ve makul bütçelerle size sunabiliyoruz. Kaliteyi ucuza değil, uzmanlığı ekonomik yollarla işletmenize veya konutunuza getiriyoruz.
Temizlik ekipmanlarında son teknolojiyi takip ederek, temizlik sırasında binaya zarar vermediğimiz gibi doğaya da zarar vermiyoruz. Modern makinelerimizle daha az su kullanarak çok daha etkili ve hızlı sonuçlar elde ediyoruz.
Tarihi binalar gibi kültürel değerleri korumak bizim için bir onur meselesidir. Bu yüzden, siz sonuçtan tamamen memnun kalana kadar o projeyi sonlandırmıyoruz.
Restorasyon süreci bittiğinde ortaya çıkan kırıntılar, harç kalıntıları ve özellikle o ince restorasyon tozu en zorlu temizlik aşamasıdır. Pakline olarak, yeni yapılan restorasyon uygulamalarına da binanın kendisine de zarar vermeden bu kalıntıları tamamen temizliyoruz.
Ayrıca, belediyeler ve Vakıflar Genel Müdürlüğü gibi ilgili kurumların denetimleri öncesinde binanızı tüm hijyen ve görüntü standartlarına uygun hale getirerek, denetimlerden başarıyla geçmenizi sağlıyoruz.